Haziran 2007 arşivi

Hollanda’dayken 8 megabite varan adsl bağlantısıyla günümü gün etmiş Internet Servis Sağlayıcısı. Pahalı ama kalitelidir.

Bakalım bir daha gidebilir miyim…

Türkocağı Caddesi’nde, Anatolya Gösteri Merkezi yanında bir kafe. En ilginç tarafı, duvar tarafındaki masaların yanındaki lcd ekranlar. Sessiz, sakin, keyifli.

Zamanın birinde Kapadokya’dan, sadece şirin göründüğü için aldığım bir tişört, Tarayıcıya sığmadığı için iki parçasını birleştirmeye çalıştım ama pek olmadı.

Dikmen Caddesi üzerinde, döneri pidesi eksik olmayan, arka tarafı içkili lokanta. İçkili tarafının nezihliği üzerine bir bilgim yok ama yıllardır orada olduğunu biliyorum, demek ki içen fazla sapıtmamış.

Yıllar önce Antalya’dan aldığım bir tişört. Tişörtü hazırlayan sanatçı, kendi gözlerinden Antalya Kaleiçi’ni resmetmiş. Karşıdaki dağlar her ne kadar çizildiği gibi İzmir Körfezi gibi değilse de, bana da hep etkileyici gelmiştir. Bunun dışında resimde etkileyici olan, Antalya için normal olmayan hava ve deniz trafiği. Yolcu uçağının resimdeki varlığı, anlamı olmasa da, anlaşılabilir. Fakat uçak gemisi ve hücumbot (ya da sürat botu) ressamın fantastik öğelere önem verdiğinin açık bir göstergesi.




İki tane Sultanahmet Köftecisi var, bu orijinal olanı. Ama niye Yıldız’ın bulması bir ara sokağına şube açmışlar, pek anlayamadım.




Bahçelievler 7′inci Cadde’yi kesen sokaklardan birindeki İnegöl Köftecisi. Akü reklamı almış olmasını reklamı veren şirkete yakın olmasına bağlıyorum.

Konur Sokak üzerinde, renksiz kafelerden biri. Engürü kapandı ya, ondan homurdanıyorum.

Fantastik Çetin Emeç yemek endüstrisinin bir örneği. Sıradan bir şeyler getiriyorlar oturunca. Menü yok yani.

Özlü sözümüz:

Can Bican: Since 1975.