Temmuz 2008 arşivi
Uzun ve titiz pazar araştırmalarından ve külyutmaz tavırlarla satıcılardan bilgiler aldıktan sonra, her tembel evine lazım olan tost makinalarından bir tane de biz aldık. Yıllar önce alıp da bozduğum tost makinasının yeni modelini aldığımı farkedince aklın yolu birdir diyerek kendimi teselli etmeye çalışsam da, Arçelik’in tasarım kararları üzerine saçma sapan düşünerek kendi kendimi kıllandırmaktan da geri kalmadım.
Eski tost makinam, resimde gördüğünüz makinanın hemen hemen aynısıydı. Sadece tam dikdörtgen şeklindeydi. Şimdiki ise, gördüğünüz üzere, aerodinamik olduğunu söylesem abartmayacağım bir tasarıma sahip. Neden? Ekmekler mi değişti? Köfte kızartırken optimum alan mı sağlanıyor? Mutfakta daha az mı yer kaplıyor? Hayır, bu tasarım. bence sadece ancak köylü kurnazına yakışır bir marka bağımlılığı çalışmasına hizmet etmekte.
Makinayla gelen, tost makinasını pişirme için de kullanmaya imkan tanıyan tavaya dikkat edin: Yamuk yumuk bir şey (tamam, yamuk olmasa da garip). Tam da makinanın hatlarıyla tam uyumlu. Bu da demek oluyor ki, bu tavanın başına bir şey gelse, mesela Can Bican bıçakla köfteleri dürterken çizse, yenisi için yine Arçelik’e gitmeli, zira piyasadan alınacak bir tava makinaya tam sığmayacak. Eski model ise dikdörtgendi, küçük kaplar/tavalar cuk oturuyordu.
Ya işte böyle sayın tüketici kardeşlerim, bu emperyalik, sorosist, masonik ve postmodern tasarımların oyununa gelmeyin. Bu yazıyı da ilgili ilgisiz herkese, satırların başına çok sayıda ‘>’ işareti koyarak gönderin ki eşinizin dostunuzun mesaide okumaya malzemesi olsun, sıkılmasınlar.
Sanırım Şeyhmuz gittiğinde uğramış bu lokantaya. Ortalama olduğunu söylüyor. Arka taraftaki gözlükçünün reklam sloganının da aynı olduğuna bakarak, ben de sahibinin aynı zamanda gözlükçüsü olduğunu tahmin ediyorum. Hem yemekte, hem gözlükte “ciddiyet – güven – titizlik”. Lokantada fazladan paket servis de varmış. Ben olsam gözlükçü için de düşünürdüm.
















