Ağustos 2008 arşivi
Önceden de (burada Hacı Arifbey lokantasının ıslak mendilini dahil etmiştim. Yeni mendil çıkmış, onu da ekleyeyim dedim.
Logosu sürekli değişiyor mu ne?
Tübitak’ta çalışmaya başladıktan sonra uzun zamandır yaşayamadığım bir tatil çeşidini yaşadım: Hani onbeş tatiller vardı ya ortaokulda, lisede… Tam tatil moduna girecekken biten bir tatil türü, ne işe yaradığını henüz anlayamadım. Anlamak için araştırma gerektiğini düşünerek, bu sefer Ege kıyılarında incelemeler yaptık.
Önce İzmir’de bir gün geçirdikten sonra Denizköy’e gittik. Çandarlı’ya yakın, iki tane köy kahvesiyle lokanta arası yeri, birkaç pansiyonu ve çok az yazlığı olan küçük bir koy Denizköy. Sessiz ve huzurlu bir tatil isteyenler için birebir. Kumsalı şöyle bir yer:
Bir de günübirlik Ayvalık/Cunda gezisi vardı. Ayvalık tam anlamıyla bir şehir haline geldiği için, o kadar da ilgi çekici değil artık. Ama Cunda hala gezmesi keyifli bir yer. Ayvalık’ın şehir haline geldiğinin ve şehirlere has garipliklere ev sahipliği yapmaya başladığının belgesi aşağıdadır:
Cunda öyle mi ya?
Neyse, sonrası uzun ve mide bulandırıcı bir otobüs yolculuğu sonunda, Kızılbük/Datça. Tamamen tesadüfen gözümüze çarpan Kızılbük Ahşap Evleri’nde ayırttığımız yerde bir hafta geçirdik. Tamam iyiydi, güzeldi ama artık sessiz bir tatil yöresi görmek istemiyorum!
Böyle işte. Hala tatil yorgunluğu devam etmekte, Lost izleyerek dinlenmeye devam etmekteyiz.




















