Eylül 2008 arşivi

Cingöz Şehnaz

O kadar zamandır blog cinsinden işlerle ilgilenmeme rağmen, bir tane bile kedi yazısı bile yazmamışım. Yazıklar olsun ki bana ki, fareden bahsetmişim, balıkçıl kuşundan bahsetmişim, megapod kuşundan bahsetmişim, ama hani kedi yazısı, resimleri? Şirin resimler, altına yazılar, kulağına kulaklık, kafasına bere, ağzına pipo, fotoşop, flash… Çok ayıp bana.

Oysa dibimde türünün nadide bir örneği var, günümüz gecemiz birlikte geçiyor hem de. Aklıma şimdiye kadar gelmemesinin nedeni, kendisinin ün, şöhret gibi şeylerden hazzetmemesi, fotoğraf makinalarına poz vermek yerine iplerini çekmeyi tercih etmesi ve yüz ifadesinin – şirin olsa da – çok ciddi bir işle meşgul olduğu hissini vermesi.

Daha çok sevmediği işler üzerinden ilişkimiz şekillendiğinden, onlardan bahsetmek lazım önce. Evet, poz vermek gibisinden fotojenik işlerden hoşlanmıyor. Sonra, kucak sevmez, fazla sevilmek istemez. Evde bizle ilgilenmez ama evde olmazsak da sinir olur. Kapı açılırken çıkan anahtar sesi Şehnaz için hiç hoş değildir. Geç yatarsak, bizle birlikte uyuduğu için, uykusu kaçar, ayak parmağı ısırarak bizi de uyutmaz. Ulaşamadığı yerlere tüneyen güvercinler bir numaralı düşmanıdır. Aksi gibi şu kısacık hayatında ulaşabildiği bir yere tüneyen güvercine de rastlamamıştır. Ama ümitle beklemekte, her gördüğü güvercine en nefret dolu bakışlarıyla bakmaktadır. Birlikte bakarsak miyavlayarak küfür etmekte, benim de etmemi beklemektedir. Ben terbiyeliyim.

Kırmızıgöz Şehnaz

Sevdiği şeyler de var tabii, mesela ayaklarım, ama çoraplı. Özellikle işten gelince. Benimle oynamaz, ayaklarımla oynar. O sırada okşarsam, aralarına girdiğim için kızar. Sanırım Şehnaz’ın gözünde, ayak denilen şeyle birlikte gelen, nasıl diyeyim, gülün dikeni gibi bir şeyim.

Böcekleri çok sever, çünkü onlar güvercinler gibi ulaşamayacağı yerlerde dolaşmaz. Keşke bir de pati darbelerinden sonra mızıkçılık yapmayıp da oyuna devam etseler.

Yatakta ve gardrobun içinde yatmayı sever. Özel yastığı dekoratif amaçlıdır.

Aslında dünyadaki diğer herşey dekoratif amaçlıdır. Bütün insan uygarlığı binlerce yıl uğraşıp Şehnaz için uygun olan ortamı oluşturmak için çalışmışlardır. Tam olmamıştır, ama idare etmektedir. Varolanla yetinir, genelde insanlığın, özelde bizim sunduğumuz adakları alçakgönüllülükle kabul eder.

Neşeli bir köpek, odaya girdiğinde sanki bir şey yapmaya girmiş de ne yapacağını unutuvermiş gibi bakınır ortaya. Şehnaz’ın da dahil olduğu Siyam-Kedisi milletiyse, herhangi bir zamanda herhangi bir yerde bulunmalarının sebebinin iki hafta önce ajandasına düştüğü not olduğu garanti bir edayla girer ve çıkar. Girdiği yerin sizin yanlışlıkla kapısını kilitlemeyi unuttuğunuz, kapısı kolay açılan tuvalet olması, tarzını değiştirmesine engel değildir, teftiş eder ve gider. Aynı şekilde, çok planlı ve programlı bir şekilde, birden bire bir yerlere saklanıp sessizce oturması gerekiyorsa, sizin bağıra çağıra hanımefendiyi aramanızın önemi yoktur. Randevu almamışsınızdır çünkü.

Son olarak, söylemeden geçmemem gerekli: Tavşana benziyor.

Paylaşmak İçin:
  • Print
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • MySpace
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız Henüz bu yazı puanlanmamış. Siz puanlasanız ne güzel olur, yıldızlara tıklamak yetiyor valla.
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
bilgi otobanı

“Internet bir bilgi otobanıdır.”

Yine aynı klişe laf. Ne dediğinden bihaber bir akıllının lafı. Ağ hakkında zerre bilgisi yok. Internet’in otobana benzer hiç bir yanı yok. Bu artık suyu çıkmış bir metafor.

Tersinden düşünün bir de: Varsayın ki otobanlar Internet gibi…

Yüzlerce şeritten oluşan bir otoban, çoğu kasislerle ve tuzaklarla dolu.

Özel köprüler ve üst geçitler.

Otoban polisi yok, sadece ağızlarında kırık düdükleriyle bisikletlerine atlamış kiralık polisler. Üstüne vazife olmadığı halde düzeni sağlamaya yemin etmiş, ellerinde nükleer silahlarla gezinen 500 üyelik çeteler.

Her kavşakta en az 237 tane tali yol. Sıfır işaret levhası. Gelişigüzel trafik kuralları. Bazı şeritlerde arabanızda telefonla konuşmanın cezası, uyarılmadan vurulmak.

TTNET dediğiniz, diğer arabalara çürümüş lahana fırlatan, yüzlerce ebola kurbanıyla dolu kocaman, mazot kokulu bir otobüs. Diğer arabaların bazılarıysa maketten yapılmış, bazıları azami hızı saatte on kilometre olan, 2.5 hp gücünde çim biçme makinaları, diğerleriyse hızını saatte 120 kilometreye sabitlemiş, nitrogliserin yakan araçlar.

Plaka yerine kocaman dişleriyle vampir kartalları tasvir eden savaş boyaları. Tamponlarda makinalı tüfekler. Trafik helikopterini düşürmek için arkalarında karadan havaya füzeler taşıyan tırlar. İşaret vermeden şerit değiştirmekten çekinmeyen, içi hidroklorik asit dolu su tabancaları ellerinde, üç tekerli bisikletler süren çocuklar.

Bir tane bile tabela yok. Kesinlikle.

Otoban dediğin budur işte.

(Orijinali için: http://monster-island.org/tinashumor/humor/hiway.html)

Paylaşmak İçin:
  • Print
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • MySpace
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız Henüz bu yazı puanlanmamış. Siz puanlasanız ne güzel olur, yıldızlara tıklamak yetiyor valla.
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Heyo, ilk intihalimi yaşıyorum. Blog sahibi, Ankara’dayım diyorken, Yıldız Aspava “makalem”den(!) alıntı yapmış.

Abidin Dino’ya da sorsalarmış mesela, “Ankara’da olmanın resmini çizer misin?” diye, o da “Yıldız Aspava” mı dermiş acaba? Bence diyebilme ihtimali varmış. Hatta taradığım ıslak mendili yazıcıdan çıkartıp, üstüne koyduğu peluş kağıda kurşun kalemle kopyalasa, yağlı boyadan önce güzel bir hazırlık adledermiş yaptığını. Bence mantıklı.

Düzenli blog yazan memleketim insanı olduğunu bilmek de güzel. Blog yazarken ne yaptığını bilmeyen insan olmasını bilmek: Bunu pek sevmedim. Olur ama, öylesi de varmış demek ki.

Paylaşmak İçin:
  • Print
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • MySpace
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız Henüz bu yazı puanlanmamış. Siz puanlasanız ne güzel olur, yıldızlara tıklamak yetiyor valla.
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
çanakkale şehir kulübü - ön
çanakkale şehir kulübü - arka

Çok afilli bir ismi olan bir mekan. Gidenlerin söylediğine göre, oturması falan da keyifliymiş.

Paylaşmak İçin:
  • Print
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • MySpace
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız Bu yazı 1 kişi tarafından oylandı, ortalama 5 üzerinden 5,00 puan aldı. Siz de oylamak ister misiniz, Sadece yıldızlara tıklayarak hem de?
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
dadaşlar - ön
dadaşlar - arka

Gerek ıslak mendili, gerekse ismi, lokantaya değil de müzeye giriyormuş hissi veren bir lokanta.

Evet, lokanta. Et evi nasıl olur ki? Et mi yaşar? Evsiz etlere yuva mı olur? Olmaz…

Paylaşmak İçin:
  • Print
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • MySpace
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız Henüz bu yazı puanlanmamış. Siz puanlasanız ne güzel olur, yıldızlara tıklamak yetiyor valla.
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
istanbul seyahat - ön
istanbul seyahat - arka

İstanbul ve Ankara arasına çalışan ve aradaki beldelerden bo bol ördek alan bir seyahat şirketimiz. Keyifle Gebze’ye gidebileceğiniz kıvamda.

Paylaşmak İçin:
  • Print
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • MySpace
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız Henüz bu yazı puanlanmamış. Siz puanlasanız ne güzel olur, yıldızlara tıklamak yetiyor valla.
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Özlü sözümüz:

Aptronim sözkonusu olunca, gerisi kafiyedir.
Khutulu Arsivleri, Üçüncü Parsömen