Web sayfası tasarımında kullanılabilecek bir üçkağıttan bahseden yer imim:

Using Data URLs Effectively with Cascading Style Sheets.

Kısaca özetlemek gerekirse, bir sayfadan referans verilen dosyaları direkt olarak o sayfanın içine gömmek için, tarayıcılar tarafından desteklenen bir özellik. Daha çok çoklu ortam dosyaları için kullanılıyor, sayfa da zaten çoklu ortamda tarifler vermekte. Ama bunun dışında başka numaralar da çekmek mümkün. Örneğin, aşağıdaki bağlantıya tıkladığınızda, başka bir sayfa açılacak fakat o sayfanın kaynağı, bu sayfa:


Başka sayfa ama bu sayfa
.

Benden başka farkeden olmadı sanırım, herhangi bir kabuk ortamında bir dosyanın izinlerini sayısal olarak gösteren bir şey yok. chmod var, umask var, ama sanırım lsmod komutu başka bir işe atandığından olsa gerek, dosya erişim izinlerini listeleyen bir komut yok. Ya find kullanıp garip bir notasyonla arama yapacaksınız, ya da ls komutunun çıktısını akıllara seza şekillerde işleyeceksiniz.

Ya da işin içine biraz Perl (fazla değil, aman diyeyim), katacaksınız. Mesela şöyle bir komut tanımlanabilir:

permfile() {
  perl -e 'printf "%04o", (stat($ARGV[0]))[2] & 07777;' $1
}

Artık işimiz kolay:

$ echo /root `permfile /root`

Geçmiş olsun.

Firefox’un proxy ayarları nasıl yapılır diye bahsetmeyeceğim, sadece bir ayrıntıyı not düşeyim dedim:

Proxy kullanırken, tamamen anonim olmak için DNS sorgularınızı da proxy üzerinden geçirmek gerekli. Bunun için firefox’ta adres çubuğuna about:config giriyoruz. Buradaki listeden “network.proxy.socks_remote_dns” anahtar kelimesini filtreleyip, “false” olan değerini “true” yapıyoruz.

Şöyle ki:

about config

şeklinde adres giriliyor,

arama

diyerek anahtar kelime aranıyor,

degistir

şeklinde de ilgili değer değiştiriliyor.

Resimle anlatınca hastası oluyormuş herkes, o yüzden ekran görüntüsü falan alayım, alemi hasta edeyim dedim. (Olmadı mı?)

KDE‘nin pencere yöneticisinin en sevdiğim özelliklerinden biri de, pencereyi büyütme düğmesine farenin orta tuşuyla basınca dikine büyütmesiydi. Gnome’un kullandığı pencere yöneticisi olan Metacity’de son baktığımda bu özellik yoktu. Gconftool‘u kurcalarken sessizce (en azından ben farketmeden) bu özelliğin eklendiğini gördüm. Henüz bir grafik yapılandırma aracında bunu yapmak mümkün değil ama, gconftool’u kullanarak şöyle mümkün:


gconftool --type string -s /apps/metacity/window_keybindings/maximize_vertically '<Alt>F10'


gconftool --type string -s /apps/metacity/window_keybindings/maximize '<Shift><Alt>F10'

Artık <Alt>F10 tuşuna basınca, pencere tüm ekranı kaplayacağına dikine büyüyecek. Özellikle terminal ekranları için çok kullanışlı.

Ama hala KDE’ninki kadar esnek değil: <Alt>F10′a bir daha bastığınızda eski haline dönmüyor pencere.

Rsync, uzak sistemden ya da sisteme dizin yapılarını kopyalamak için etkili bir yöntem. Kendi üzerinden ya da rsh/ssh ile çalışmasına rağmen, ftp ile çalışmaması, sadece ftp sunan bazı ISP’lerde sorun yaratabiliyor - mesela benimkinde. Uzunca bir süre rsync ile ftp’yi bir arada mutlu yaşatabilir miyim diye arayıp kurcaladıktan sonra, çözümün önümde durduğunu farkettim. Sadece parçaları birleştirmek gerekli. Şöyle ki:

Diyelim ki, normalde vereceğiniz komut şöyle birşey:

$ rsync -a user@www.isp.com: backup

Ssh çalışmadığına göre, bu da çalışmayacak. Ama www.isp.com’a ftp ile ulaşabiliyorsak, curlftpfs kurarak, ftp üzerinden karşı dizini kendi sistemimize bağlayıp, yerel olarak rsync çalıştırabiliriz. Bu kesinlikle yavaş olacak ama en azından çalışacak bir çözüm olur. Ubuntu’da curlftpfs kurmak için yapacağımız şey:

$ sudo aptitude install curlftpfs

Sonra dizinin istek üzerine bağlanması için autofs kuruyoruz:

$ sudo aptitude install autofs

Arkasından autofs’in yapılandırma dosyalarını kurcalıyoruz: Önce /etc/auto.master dosyasını açıp, içinde /misc geçen satırın önündeki “#” işaretini kaldırıyoruz. Sonra da /etc/auto.misc dosyasını açıp aşağıdaki satırı ekliyoruz:

isp -fstype=fuse,allow_other :curlftpfs\#user@www.isp.com

Unutmadan, dizinleri de yaratalım:

$ sudo mkdir -p /misc

Burada user@www.isp.com yerini özelleştirmeniz gerekli. Son adımda, şifreyi bir yere kaydetmemiz gerekli:

  1. sudo -s
  2. cd /root
  3. touch .netrc ; chmod go= .netrc
  4. echo machine www.isp.com >> .netrc
  5. echo login user >> .netrc
  6. echo password çokçokgizli >> .netrc

En son olarak da autofs’i dürtüklüyoruz:

$ sudo invoke-rc.d autofs restart

Bu kadar. Bundan sonra, en başta deneyip de çalışmayan rsync komutunun karşılığı şöyle bir şey olacak:

$ rsync -a /misc/isp backup

Geçmiş olsun.

Uzunca bir süredir uğraşıp da beceremediğim, Virtualbox üzerinde “host networking” çalıştırmayı, - yazan sağolsun- Host Networking on VirtualBox | LinuxWebLog.com adresindeki betik sayesinde hallettim. Ubuntu için şunları yaptım:

  1. sudo aptitude install bridge-utils uml-utilities komutuyla ihtiyaç duyduğumuz programları yüklüyoruz.
  2. Bu adresten aldığımız, bir kopyasını da buraya koyduğum betiği kaydediyoruz:
    # VirtualBox Bridging
    
    # load the tun module
    modprobe tun
    
    # Create a tap device with permission for the user running vbox
    tunctl -t tap0 -u {user}
    chmod 666 /dev/net/tun
    
    # Bring up ethX and tapX in promiscuous mode
    ifconfig eth0 0.0.0.0 promisc
    ifconfig tap0 0.0.0.0 promisc
    
    # Create a new bridge and add the interfaces to the bridge.
    brctl addbr br0
    brctl addif br0 eth0
    brctl addif br0 tap0
    
    # Give the bridge a dhcp address.
    dhclient br0
    

    Betiğin içindeki {user} yerine, VirtualBox’ı çalıştırdığımız kullanıcıyı yazıyoruz.

  3. Bu betiği ~/bin/bridge.sh olarak kaydettim. Sonra da chmod a+rx ~/bin/bridge.sh komutuyla herkesin çalıştırabileceği hale getirdim. Arkasından /etc/rc.local dosyasının sonuna /home/{user}/bin/bridge.sh satırını ekledim. Böylece açılışta da aktif hale gelmesini sağladım. Bunun başka yolları da var tabii, bu benim yolum.
  4. Bu betiği çalıştırdıktan sonra, VirtualBox’ta Network için “Host Interface” seçip, “Interface Name” kısmına “tap0″ giriyoruz.

Bundan sonra, misafir makina da ev sahibi makinayla aynı ağda çalışabiliyor.

Iphoto‘da sakladığım fotoğraflar bir hayli yer kapladığından, fotoğrafların dizinini hep farklı bir diske atmışımdır. Bunun için şimdiye kadar yardımcı bir program kullanıyordum, adı iPhoto Buddy. Fotoğrafları farklı dizine taşımak yanında başka bir sürü kullanmadığım özelliği de vardı. Sonra şu basit çözümü buldum:

Bir terminal açıp, aşağıdaki komutu giriyoruz:




defaults write com.apple.iPhoto RootDirectory <yeni dizin ismi>




Bu kadar. Garanti unuturum diye buraya yazayım dedim, umarım buraya yazdığımı da unutmam.

Ara sıra java uygulamalarının ayarlarını kurcalamam gerekiyor. Ayarları elle değiştirmek, bir bilgisayardaki ayarı diğerine aktarmak gibi işler. “Preferences” veritabanını düzenlemek için bir kaç program buldum ama pek işime yaramadı. Grafik ekranda olmasına rağmen o kadar da esnek olmayan arabirimler yetersiz kaldı. Ben de komut satırında kendim yazayım dedim. Pek basit bir program, arada şu googlecode‘u da deneyeyim dedim. Sonuçta jprefctl çıktı ortaya. Sanırım GNU hello‘dan daha kısa bir açık kaynak projeye imza atmış bulunuyorum.

CHM dosya tipi, html sayfalarını derli toplu tutmak için bir yöntem olarak kullanılmakta. Ama görüntüleyicisinin farklı olması çekiciliğini azaltıyor. Zaten Firefox kullanabilecekken niye başka bir uygulamaya bağlanmalı ki?

Bu tür dosyalara denk gelirsek, dosyanın içindeki html sayfalarını çıkartmak için arCHMage programını kullanabiliriz. Ubuntu’da hazır gelen bu yazılımı

$ sudo aptitude install archmage

ile kurup sonra da

$ archmage dosya.chm yeni_dizin

komutunu vererek dosyanın içindeki tüm html içeriğini yeni_dizin diye adlandırdığımız yere açabiliyoruz.

Archmage’in bir kaç tane daha kaliteli özelliği var, ayrıntıları için bu sayfaya gözatabilirsiniz.

Galiba birileri yine blogger’a yetkisiz girmeyi becermiş. Google’ın resmi mac bloguna gelen ilginç bir mesaj:

googlepost.jpg

Yazı hemen blogdan silinmiş fakat google reader’da kalmış, ben de buraya ekleyeyim dedim. Artık varolmayan sayfanın adresi de:

http://googlemac.blogspot.com/2007/04/yo.html.

Aslı astarı nedir diye bir de google’dan arama yaptım, google’ın da güzel tarafı bu, kendinin hacklendiğini kendisinden öğrenebiliyorsunuz. Fazla bakmadım, ne olduğu hakkında pek bir bilgi yok. Anahtar kelime olarak google mac yo vishal deneyebilirsiniz.

Özlü sözümüz:

Aptronim denen seyi akil etseydim, simdiye evrensel bir edebiyat ögesiydim.
Dedem Korkut