Real men don't dance

Sinema çıkışı elime tutuşturmuşlardı, Bavaria biralarının reklam tişörtü. Tişörtün kendisi gayet dandik olmasa sokakta bununla gezmesi keyifli olurdu, şimdi ancak pijamanın üstüne dekorasyon görevi yapıyor.

Paris

Artık eskiyip de ayrıntıları kaybolmaya başlamış bir tişört. Bugünkü aklım olsa almazdım, iyi ki de alıp bir kenara koymuşum.


Roma’ya gidip Michelangelo’nun şapelini kalabalık diye üşenip de görmeyip, kös kös dışarıdan tişörtünü alan amacı şüpheli mentalitenin envanterinden.

Hollanda’dayken 8 megabite varan adsl bağlantısıyla günümü gün etmiş Internet Servis Sağlayıcısı. Pahalı ama kalitelidir.

Bakalım bir daha gidebilir miyim…

Zamanın birinde Kapadokya’dan, sadece şirin göründüğü için aldığım bir tişört, Tarayıcıya sığmadığı için iki parçasını birleştirmeye çalıştım ama pek olmadı.

Yıllar önce Antalya’dan aldığım bir tişört. Tişörtü hazırlayan sanatçı, kendi gözlerinden Antalya Kaleiçi’ni resmetmiş. Karşıdaki dağlar her ne kadar çizildiği gibi İzmir Körfezi gibi değilse de, bana da hep etkileyici gelmiştir. Bunun dışında resimde etkileyici olan, Antalya için normal olmayan hava ve deniz trafiği. Yolcu uçağının resimdeki varlığı, anlamı olmasa da, anlaşılabilir. Fakat uçak gemisi ve hücumbot (ya da sürat botu) ressamın fantastik öğelere önem verdiğinin açık bir göstergesi.

Özlü sözümüz:

Aptronim sözkonusu olunca, gerisi kafiyedir.
Khutulu Arsivleri, Üçüncü Parsömen